Ön not: Bu yazı ilk olarak 31 Temmuz 2026 tarihinde Yönelim‘de yayımlanmıştır.
Sevgili Oğul’un nazik davetiyle Karşı Müzik adına gücüm ve vaktim yettikçe Yönelim‘de alternatif müzik sahnemizden bazen birkaç şarkılık minik tavsiyeler, bazen müzikli hikâyeler, bazen müzisyen portreleri, bazen de ufak röportajlara yer vereceğim bu köşede. Malum, ana akımın dışında kalan, türden bağımsız kıymetli işlere yönelmek de bir seçimdir ve belki de bir çeşit direniştir. Bugün sizlere birkaç taze eser getirdim.
Gazetemizdeki ilk yazımın ilk tavsiyesini 2019’da ilk eserini paylaştığından bu yana radarıma takılan ve bundan hayli memnun olduğum Suat Armağan Koçak‘ın son teklisi Sakıncalı ile yapayım. Sözleri zaten derdini anlatıyor ama ben Suat Armağan’ın müziğinde özellikle bu toprakların ses dünyasından ciddi bir beslenme görüyorum ki yeni müziklerde hayli az bulunan çok kıymetli bir öğe bu. Şarkılarının içerdiği ilerici özellikler, sakinken sakin sinirliyken coşan bölümler ve hepsinden önemlisi işlerinin kendine özgülüğü beni bir dinleyici olarak çok keyiflendiriyor. Ben, bizim müzik dünyamızın genel kuruluş dinamiğinin aksine söze çok geç odaklanabiliyorum; müziğe çekiliyorum genel olarak bir şarkı dinlerken. Fakat gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Suat Armağan’ın eserlerine sözlerden başlayanlar da pişman olmayacak. Sözü, müziği, solistliği, gitar ve tuşlu icralarının Suat Armağan’a ait olduğu bu eserde davullarda Cemil Can Çolak‘ı dinliyoruz. Kapak görseli ve videosu Deniz Karagül imzalı eser Hamam Records etiketiyle yayımlanmış.
İkinci taze eserimiz ise Suat Armağan Koçak’ın bu kez yapımcı koltuğunda yer aldığı bir Oğuz Tarihmen eseri: Şarkının Memuru. Aslında eskilerin “güvenli liman” olarak gördüğü devlet memurluğu ile özel sektörün görece rekabetçi ortamının günümüzde aynı güvensiz zeminde ortaklaştığı bir düzlemde tatlı bir orta sınıf konfor alanı (tabii, öyle bir şey hâlâ mevcutsa) överken başına ne geldiğini bilemediğimiz bir son ile karşılaşan bir karakterin hikâyesini dinliyoruz. Yerli ve yabancı kent ozanlarından bir esinti var bu şarkının üslubunda, belki bu duruluk yakaladı beni bu kez. Sözü, müziği, solistliği ve yardımcı yapımcılığını Oğuz’un üstlendiği eserde Suat Armağan’ın ismini de gitar, bas, mızıka, programlama, miks ve mastering’te görüyoruz. Oğuz belki bir kısmınızın tanıdığı Teneke Trampet grubunun kurucularından, grupla yaptığı işlerin yanı sıra 2022’den bu yana da kendi eserlerini paylaşıyor dinleyenlerle.
Üçüncü dikkate değer eser ise Can Oflaz‘ın ve Merve Deniz‘in bir süredir gerçekleştirdiği canlı performans kayıtları serisi Bizimle Birlikte‘den geliyor. Bu kayıtta Merve de bizim gibi dinleyici; Can ise gayet nitelikli müzisyenlerden oluşan ekibiyle birlikte Âşık Veysel‘in büyülü eserlerinden Kara Toprak‘ı yorumluyor. Bu serinin içinde her iki müzisyenin bestelerinden de yorumlarından da farklı düzenlemelere denk geleceksiniz, serinin tamamını izleyerek dinlemenizi tavsiye ederim. Birlikte müzik yapmanın veya bir performans izleme/dinlemenin güzelliğini bana tekrar hatırlattı bu videolar. Malum, müzik de teknolojinin gelişmesi, üretim araçlarının erişilebilir hâle gelmesi, insanların asosyalleşmesi, sektörün korkunç bir şekilde neoliberalleşmesi ve memleketin soluk aldırmaz istibdat uygulamaları sonucu bireysel üretilir ve bireysel tüketilir bir ürüne dönüştü. Ama böyle güzel ve samimi işler aslında müziğin neden hem sosyal hem de büyülü bir şey olduğunu bana hatırlatmaya devam ediyor, dilerim size de hatırlatır.

Bu ilk yazıyı bu üç taze öneriyle bitirelim, benzer güzel işler keşfetmek isteyenleri de Karşı Müzik’in Spotify veya YouTube listelerine ve Instagram sayfasına davet edelim.






Sorry, the comment form is closed at this time.